Sonsuzluk Çözümü / Infinity Solution

Bazen ekranın kenarından gökyüzünü görür gibi oluyorum Ya da Önümden çekilsene ekranı kapatıyorsun

22 Haziran 2011 Çarşamba

I am for real

I am for real within
and without
fierce in battle
broken and unashamed in life
I clouds and rains
I voice and rumble
upon the hill by the cliff
now a curtain now a window
once smelt the sweet smell and dreamt the daydreams
I am a series of clashes cars them cars
I am the horizon
I am in deeper to the cave
fear once a friend now cannot keep up
I am my shoulder at the wheel my eyes at the outreach
my heart in the sun as the hemp and the vine
the white and the brown
begging in giving and frustrated in taking
I am to call a ship into view
my Thespian
my love a love
life of art will
stop Burlington Northern a medusa's head
right on its tracks
This The Birth of Gaia
will send many a passenger
To the annals of the machine they have created
Come water kingdom come
In transparent secrets
togetherness
togetherness
the unity of the real
a forever tomorrow
a sacred yesterday
under the tree and into the garden
to serve us
doors, metal, hatch and key
under all suns and in
perilous seas
in cows flight and birds imitation
in symbiosis and conflict
a permaculture of climate
and
Earth to more Earth
from home to homes we will go places
and
return with the talisman of Noah
Barley and the wind
from sight to backward glance
the water as water and us in age
the child
the adult
the old
together
17.06.2011

karanlıklar aydınlığa

Geçen zamana aşıklık
yıllar yıllar
masalar hep dostlarla güzel
ölümsüz muhabbettir umut
güzel zaman candır
yaşam, herbir canın hayatı
birlik bunun ortaklığı
dünya dünyam oldu
adaletim temiz bir su
nerede yeşil onu ararım
sürülmeye sürülsün toprak
güneşte dalgalansın yaprak
ama yok gönlümde huzur
aslım kendini menzilde bulur
ve gelgitlerime düşer tasarımların gölgesi
karanlıklar aydınlığa
karanlıklar aydınlığa
sadece hakedene
sadece hakedene
hiç değilim ben desemde hiçlik anlarımda
bu cesaretin yalanını sorgular dururum
ve aklımda bazen ermişler bazen kurtlar sofrasına otururum
ve zekam çalışan insanı kavramak ister
makinasız neredeyiz diye sorabilirmiyiz
film olmasa
bir geriye gidiş olur bu küçük
mavi noktanın sonu
yıldızlar ağlamazlar elbet isim babalarının
yokoluşuna
ancak zenginlik ve umutla,
insanı insanca, canı canla bırakarak
geçmiş bir zaman var ki
tüm bir boşluğu anlamlandırmış
bugüne gelemiyoruz aletten ötürü
ancak neden gidemeyelim aletten öteye
hayata özgü izler
amaca özgü izler
ve kumaştan ve kağıttan elbiseler
sürdürülebilir olmayınca
dikiş yerlerinden ayrılıyor bu pencere
çıplak ve kırılgan vücut
özlüyor bir zamanı
geçmiş geri gelmeyince
ve geçen zaman küçültünce dünyayı
ve uçsuz bucaksız açınca yer aldığı denizi
bazı aklı evveller sarılıyorlar kıyamete
ve bazı soysuz soylular deney tüplerine
müjde diyen bir hiçim ben
ve sadece kendi sesimi ben
duymaktayım şimdilik
el ver dost
insanın kıymeti, kıyameti olamaz.

aşk

aşk durulmaz sularda bir balık sürüsü, rüzgarda açılıp kapanan bir pencere, horozun öttüğü yerler ve gün ışığı, dışarıda yollar yollarda arabalar, ilk öpücük ve saat, anne ve babalar tozlu köşelerinde diskoteğin, deep purple extacy, bass ve distortion,evrenin yüzüğünü öpen bir kibele ve zamansız güzel bir sokak kızı bir meteor bir cilalı ayna küçükten bilirdik biz seni böyle serpildin,şimdi esas ezelsiz bülbüller zamanı sana şakıyabilmenin erdemlerinden mülksüz ve rütbesiz geçmenin şerefindeyim

23 Şubat 2011 Çarşamba

2 Şubat 2011 Çarşamba

Diamonds on an iphone

Plak kadar güzel mi
sesi diye sorup
hışırtı arıyorlar.
-
Diamonds on an iphone
-
canlar canı
dedim de
sesimi duydum.
-
a smile
and a beauty smell
was it my feet
or my heart
was it the air
or the sun
that slowed down
on a paved road.                        

28 Aralık 2010 Salı

Sakin olun yada

Dur baştan anlatayım
was it a car accident
we got something out
Tatlı bir su gibiyim işyerimde

The heart of the matter
sound
and
colour

herşey birbirine zor
geliyor
sadece istemek isteyince
cüce yetiştiren Nietzsche
Konuşur kendi içindeki üst
-insana
hem dinleyip, değişip
hem de dinlemeye devam etmek
onun cücesi
onu kandırmaya
uğraşmaz
doğrudur
bir yerde.
yalınlık değil
yanlızlık çok yıpratır insanı.

30 Kasım 2010 Salı

Weather weather

Weather weather where be you
you are the news on the right top corner of my laptop every day at work
Weather weather where be you
They say look up and it is funny when can look further and they still ask is it raining when you enter dripping wet
Weather weather where be you
In the distance is you and further on there be them eyes like us wandering and looking at you
Weather weather where be you
And are you not that transistor itself that comes again after a storm
Weather weather where be you
I could say I, they could say I, together looking at you, sharing your commotion
Weather weather where be you
Weather weather will we be you
here, to look at the distance lying still further ahead
from I to I, to US to Them
from here to there
distances to steps
spheres to triangles
triangles to spheres
like a stone in my hand
everything to everyone
Weather weather where be you
I know you are fiercely alive
it is all right
in my thunderstruck mind there is this idea
it is the gravity of what is alive
with the symbiosis of its quantifiable traits
by sound by electricity by DNA and by colour
is what we will learn to recreate
we will mimic thy stars that lay in you for power
by the colours of all living things we will harness your future as our protection
for a collection of the colours of an entirety of specie’s response to your light
is our future.

22 Kasım 2010 Pazartesi

13 Kasım 2010 Cumartesi

Bu kadar mı çaresizsiniz hanım efendi!

Bu kadar mı çaresizsiniz hanım efendi!
Evet size söylüyorum efendim, geçen akşam iş yerimin balkonunda sigara içerken tanık olduğum bağırışmanın içinde emniyette çalışan birinin kızı olduğunu söyleyip, bir başkasının çocuğunu tartaklamış kendi çocukları yanlarında yürüyen iki kadına şarlayan, hem de sizi içeri çektiririm diye şarlayan hanımefendiye. Üç kadın biri beyaz Türk ikisi Çingene ve bir çocuk. Bağırışmalardan çıkarılanlar şöyle; bir ilkokulun çıkışında kendi çocuklarını almaya geldiklerinde okulun kapısındaki dik merdivenlerden itilerek düşmüş olarak bulan anne, diğer çocuklara bağırır, Çingene olduğunu bildikleri için, iten çocuk hem suçlu hem güçlü olarak cevap verir, ve kadın üzerine yürüyünce onu çimcikler, kadında onu tartaklar ve yanındaki kadınla (kardeşi?) birlikte kendi çocuğunu alarak söylene söylene yürmektedir ki, üzerine vazife edinmiş olarak peşlerinden gelen bir “hanım efendi” ben kimim biliyormusun diyerek söze girer ve iki kadını yanlarında çocukları olduğu halde “içeri çektirmekle” tehdid eder. İlk olarak eğer annelere kızdıysanız çocuğun günahı ne, size orospu diyen o çocuğun gözünde ve benim gözümde gerçekten (hayat kadınları hariç) bir orospusunuz. Sınıfsal tehdidinizi sürdürüp çocuğa yöneltmenize ne demeli, “sen bayramdan sonra okula gel bak ne olacak” demeniz neydi peki. Bana anlatmayın bu insanlarla nasıl konuşulur siz bilmezsiniz diye, peki ala bilirim “insanlarla” insanca konuşmayı. Benim anlamadığım sizin bu kadınlarla, ki tamam Çingene kadınları zorlu kadınlardır, konuşmak için gösterdiğiniz cesareti neden bir iletişim olarak görmediğiniz? Mesela neden “Hanımefendi yaptığınız çok yanlıştı” demediniz. “Hanımefendi huzuru bozdunuz” demediniz. Anlayamaz mı her hangi bir insan eşit hitaptan zannediyorsunuz, bilmiyorlar mı zannediyorsunuz sizlerin “güçlerini” kendilerinin güçsüzlüklerini. “Bakın benim çocuğum değildi ama iki çocuğun arasında böyle bir şey olması yeterince kötü birde keşke siz araya girmeseydiniz” diyemediniz, çünkü o annenin çocuğuna dönüp “bak evladım benim yaptığım yanlıştı, sen böyle yapma” diyebileceğini de düşünemediniz, çünkü siz çingen diye o çocuğu da suçladınız ve kendi annesinin yaptığı hataya ortak olup iki anne olarak hayat küstürdünüz ve kızdırdınız. Bir ateistim ama sizin anlayacağınız dilde söyliyeyim, “Allah belanızı versin!”

17 Ekim 2010 Pazar

Güzel evin Güzel Kedisi

Güzel evin Güzel Kedisi
aşk çocuğu
bu sana
isimler getirir aklıma isimleri
olmayanlar konuştuklarında
su gibi
Cam karafı koydum odayı
yansıtan camın üzerine
kadeh elimde boşa çıkmış aşklar gibi
içten içe bir mutluluk
Bu pazarda bir
sır var
dolaşır her yabancı
bir mehdi gibi


JA ATATÜRK

14 Ekim 2010 Perşembe

Gümüş altınıdır gençlerin

Herkezin kapısında 20 siyah mersedes beklediği anlar olmuştur...
Ne diyosun lan sen! Bi kere delimisin raporlu musun?
Sonra ne ola ki? Nedir yani aptalmıyız burada? Düşün dur, hor gör, horgör hatta üç defa yazıcam horgör! EEE! Bulaydında göredikte değil burası! Bulasında inanmayalar! Eh işte o zaman vulgar entaurage of cars!
Çok acımasızmış lan, silinende siliniyor...
kunduram sandukam zembilim
yiğidim aslanım burda  yatıyor

babalar ceza dinler
çocukları onlardan PARA İSTEMEZ

Şimdi bu ne demek, neler yapılabilir?
Şu anki bilimden bakılınca hem ben

vulgar
bir hiçbirşeyim hemde herşeyin potansiyeliyim. 
hakkı olmayan olurmu
herkez birbiriyle ortak
aynı dünyada yazıyoruz ne ayırıyor(derinliği de ne muhabbet konusudur)


bizi nükleer uzay gemilerimiz değilse
hep dolu bir gemi 
izni arıyorum
vulgar entaurage of cars

mavi zümrüt elimde yeşilini hayal ettim gökyüzünü düşledim
kontrolü tamamen alete bırakmadan
nasıl sağlayacaksınız  aletin sadece isteneni
yapmasını.

Jojada Verrips 

İTÜ GENETİK
İSTANBUL ÜNİ. GENETİK
HALİÇ ÜNİ.
TEKNOLOJİ ORTAK ÇALIŞMAYLA FETİHTİR.


cep telefonu uçmasın diye bir ağırlığı var.
mesela fareden korkan bir robot yapalım
nükleer başlıklı kız (şarkıcı)

no one is controlling this machine we are,
lets figure out how

başıma gelenleri başımdan geçenleri
aklıma gelenleri aklımdan geçenleri
izni arıyorum

World of Love

Machine specific traits(I guess anything bland will not do) of gravity

Gümüş altınıdır gençlerin

rOBERT DENİRO CAN DANCE
HE CAN'T
really hıck!

Başlıklar başlıklar ama bu sefer kızdım...! TEOLOJİ!


T-E-O-L-O-J-İ
Bırakın Din ve Ahlak Bilgisi dersini falan, derhal bırakın hemde... Bu kendine bakan denilen adamın bilgisizliğine bakarak söylüyorum, tüm Türkiye eğitim müfredatına derhal TEOLOJİ dersi konulmalı. Bu din biliminin adıdır ve kendini din olarak lanse eden her tür öğretiyi kapsar, anlaşılmasını, diğer dinler arasındaki yerini, modernite ile ilişkilerini ve çıkmazlarını ve eleştirileride kapsar. Ne oluyor bu adam kalkıp böyle konuşunca biliyor musunuz? İlk olarak Din ve Ahlak Bilgisi diye bir konu oluşturuyor kendi çapında, ki böyle bir konu bilimsel olarak yok Ya da daha doğrusu böyle bir konu bilimsel olarak ancak TEOLOJİ altında tartışılabilir. İkinci olarak bu adam, bu cahil (profesyonel görüşümü belirtiyorum) Türkiye'de Yezid yoktur diyor! Buyrun buradan yakın, gelin AÇILIMA, hemide Alevi açılımına. Birilerini küçülterek, yok sayarak başkalarını yanına çekmeye çalışan bu aşağılık politikayı sürdüremezsiniz; çünkü hem Yezidiler bir Türkiye gerçeğidir hemde onları yok sayanlar Aleviler için Yezid'dir. Kaşlar kalktımı? İyi oldu çünkü ben bir ateist olarak bunları söylüyorum, bahsedilen sözde din derslerine ortaokulda ilk girdiğim gün parmak kaldırıp “Ben Allah'a inanmıyorum Hocam!” diyen, lise döneminde insanların derdi ne diyerek kutsal kitapları okuyup din dersi çıkışı benim yolumu kesen çocukların hiçbirinin Kur'an'ın kapağını kaldırmadığını öğrendiğinde şaşıran ben, böyle çarpık öğretilen bir dine rağmen dinlerde birçok güzellikler gördüm. Dinlerin kutsal kitaplarına da önsözler yazılmıyor mu? Yani mesela 7. Yüzyıl Arapçası yaşayan bil dil mi? Yaşayan bir dilse, bu dile katkılar yapanların; yani bu dili konuşanların, yazanların, yeni etimolojik açılımlar yapanların herbirinin aldıkları eğitimin tümü Kur’an’ın önsözü olur. Bu önsözü okumakta şeriat değil bilgi, bilim ve sanat ister.




“Din derslerinin kaldırılmasına karşıyız!”
olduğunu ifade eden Çelik, “Milletimiz, güzel millet, büyük millet diyoruz ya 73 milletin içinde 1 tane Yezid taraftarı yok, tabi ki büyük millet olacağız” dedi.

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin kaldırılması yönündeki taleplere de değinen Çelik, “Bu konuyla ilgili o kadar haksız değerlendirmeler yapılıyor ki... Gönül arzu ediyor ki bu işin uzmanları konuşsunlar. 'Din dersi kalksın' diyor. Ne derdiniz var din dersiyle, niye kalksın din? Din ile bu salondaki insanların, bu milletin bir problemi yok ki. Konu, 




8 Ekim 2010 Cuma

7 Ekim 2010 Perşembe

Yollar geliyor yollar...

Southern Baptist leader on yoga: Not Christianity


Mohler argued in his online essay last month that Christians who practice yoga "must either deny the reality of what yoga represents or fail to see the contradictions between their Christian commitments and their embrace of yoga."
He said his view is "not an eccentric Christian position."
Other Christian leaders have said practicing yoga is incompatible with the teachings of Jesus. Pat Robertsonhas called the chanting and other spiritual components that go along with yoga "really spooky." California megachurch pastor John MacArthur called yoga a "false religion." Muslim clerics have banned Muslims from practicing yoga in Egypt, Malaysia and Indonesia, citing similar concerns.


similiarity breeds familiarity, I wonder how those Muslim clerics envisioned themselves before this.

29 Eylül 2010 Çarşamba

Two films

And a man sat alone
Drenched deep in sadness
And all the animals
drew near to him and said;
"We do not like to see you so sad
Ask us for whatever you wish and you shall have it."
The Man said;
"I want to have good sight."
The vulture replied; "You shall have mine."
The Man said;
"I want to be strong"
The jaguar said; "You shall be strong like me."
Then the Man said;
"I long to know the secrets of the Earth."
The serpent replied;
"I will show them to you."
And so it went with all the animals.
And when the man had all the gifts that they could give... he left.
Then the owl said to the other animals;
"Now the man knows so much and is able to do many things..."
"Suddenly I am afraid."
The deer said; "The man has all that he needs."
"Now his sadness will stop."
But the owl replied; "No."
"I saw a hole in the man...
"Deep like a hunger he will never fill..."
"It is what makes him sad and what makes him want."
"He will go on taking and taking"
"Until one day the world will say;
"I am no more and I have nothing left to give."

-o-

The first lie
The first death
The first dream
The first religion
The first war
The first destruction
The first truth
The first procreation
The first immortality
It is one thing you inventing the bicycle...

24 Eylül 2010 Cuma

How I remember you

Arabalı vapurda iki kız oturmuş sırtlarını denize bakan trabzanlara yaslamış sigara içiyorlardı ki
tekerlekli bir çöp tenekesi rüzgar ile yürüyerek yanlarında yere düştü
bir kız çocuğu koşarak geldi,
ve açılan kapaktan içeri çöp attı.
İki kız yerlerinden kalkıp çöp kutusunu kaldırıp, trabzanlara dayadılar
ve rüzgar ve soğuktan üşümüş bir şekilde
otobüse döndüler.
-o-
I saw a woman today wearing her folkloric garments
carrying a bundle clothed behind her back
and also carrying five or six empty plastic water bottles
each of eight litres. She appeared clean, and the plastic bottles
when I thought of them later appeared like
diamonds to my minds eye.

23 Eylül 2010 Perşembe

22 Eylül 2010 Çarşamba

Uzaydaki Cemalin

Uzaydaki Cemalin
Bir göktaşı düşerse bir çöle dünyada
Çölün kumlarındaki yol boyunca izi
Ayna olur Ayna
bakanda herhalde uzaydaki cemalini görür...

21 Eylül 2010 Salı

Hacı yatmaz Matruşkası

Hacı yatmaz
Matruşkası
Chris Marker
Korktu Senden
-
Kişilerde olsa
Bereketi Balığın
Ne dilinde
Ne ırkında
Ne dininde
Olsa tarafa taraf tutmak
Şevkine, bileğine, hakkına
-
Demir gibi cüzdanım
Birde kanım gibi mi olmalı
-
Alete binen turist kız
-
Siyah poşet
Beyaz poşet
Solumdan daha iyi duyuyorum
Seni!

İzleyiciler

Blog Arşivi